12 Ekim 2014 Pazar

Kırtasiye Malzemelerini Kim Sevmez ki

Rengarenk kalemler ve orijinal not defterleri kimin hoşuna gitmez ki?
Çocukluğumdan bu yana kalem ve not defteri delisi olarak artık olayı bir tık daha öteye götürmeye karar vermiş bulunmaktayım.
Hayal gücümün sınırlarında dolaşacağım not defterlerini artık kendim yapacağım. İlk başta olanlar biraz amatör işi olacaktır belki ama zamanla bunu da aşarım diye düşünüyorum, ne dersiniz?

Not: Benim gibi kendi not defterlerini kendi yapmak isteyenler için aşağıdaki video birebir benden söylemesi :)

9 Ekim 2014 Perşembe

“Sahnede yaşamak için varım, oynamak için değil”

Onu ilk Dr. Stress ile tanıdık. Ardından ise kitleleri televizyon karşısına sürükleyen, İkinci Bahar dizisindeki Medet karakteriyle evlerimize konuk eder olduk. Sahnelerin küçük dev adamı, on parmağında on marifet olan Nedim Saban ile sahneledikleri çocuk oyunları başta olmak üzere tiyatro ve tiyatroya dair herşeyi konuştuk.

12 yaşında çocuk oyunları yazarak adım attığınız tiyatro hayatınızın bugünlere geleceğini hiç tahmin eder miydiniz? O günlere geri döndüğünüzde aklınızdan neler geçiyor?

Yapmak istediklerimin çok az bir kısmını gerçekleştirdim sadece. Mesleğimde başarılı olmuş olabilirim ancak hedeflediğim ve düşlediğim çok farklı şeyler vardı.

12 yaşında çocuk oyunları yazmaya nasıl karar verdiniz? Sizi özellikle çocuk oyunları yazmaya iten güç ne oldu?

Şu an otopark olarak kullanılan tarihi Tepebaşı Tiyatrosu yanmış, kurtarılan terzihanesi ise deneysel sahneye döndürülmüştü. Orada "Birlikte Oynayalım" adlı bir interaktif çocuk oyununu izledim ve oyuna dahil oldum. O cumartesi sabahını hiç unutmam. Tiyatro ateşi içime düşüp, beni yakmaya başlamıştı. Daha sonra çocukların oynadığı Yarın Bütün Dünya oyununu seyrettim Harbiye'de. O kadar etkilendim ki her cumartesi aynı oyuna gitmeye başladım. Artık haftanın 6 gününü, haftada 1 gün tiyatroya gitmek için yaşıyordum. Ve her hafta okuduğum Milliyet Çocuk Dergisi'nde Unicef'in yarışmasının haberini okuyunca, elim kendi kendine oyun yazdı.

Çocuk oyunlarını kaleme alırken konuları nasıl buluyor ya da oluşturuyorsunuz? Bu anlamda size esin kaynağı teşkil edecek şeyler neler?

Şu aşamada daha çok sosyal sorumluluk projelerinde yoğunlaşıyoruz. Örneğin Geberit adlı kuruluş bizi arayıp, dünyanın su kaynaklarının tükendiği ve su tasarrufu hakkında bir proje yapmak istediklerini söyledi. Bu sorunun ne kadar büyük olduğunu bilmiyordum. Biraz araştırdıktan sonra oyun kendi kendini yazmaya başladı zaten. Hayvanları da çok sevdiğim için sokakta yaşamak zorunda kalan hayvanları yazdım. Zaten Goody bu konuda çok duyarlıydı ve bir proje yapma heyecanı taşıyordu. Geçtiğimiz yıl Anavarza Bal firmasıyla tanıştım. Hem tarihi bir kenti sahiplenmeleri, hem de doğal hayat konusundaki duyarlılıkları beni çok etkiledi. Arıların dünyasını araştırdım, onları çok sevdim ve doğal dengeler konusunda bir oyun yazdım.

Röportajın devamını Çocuk Rehberi'nde okuyabilirsiniz. Röportaja ulaşmak için tık tık yapalım lütfen http://bit.ly/1tFemla

8 Ekim 2014 Çarşamba

"Grinin Elli Tonu" Başımıza Ne İşler Açmış Meğerse, Haberimiz Yok!

Grinin Elli Tonu sağlık sorunlarına mı yol açıyor?

Birçok gazetede eminim ki bununla ilgili belli başlı haberlere dün denk gelmişsinizdir. Konu bir hayli ilginç ve üzerinde bolca tartışılacak nitelikte. Araştırma sonuçlarına katılanlar olabileceği gibi katılmayanlarda eminim ki çıkacaktır. Peki ben bu noktada neredeyim, hemen söyleyeyim. Açıkçası ben bu araştırma sonucuna katılmayanlardanım.

Tüm seriyi olmasa da ilk iki kitabı ben de okudum. Kaldı ki ben kitap okurken okuma eylemini epeyce abartanlardanım. Abartanlardanım diyorum çünkü neredeyse okumaktan ziyade olayın içerisine girip bizzat olayları yaşıyorum. Durum böyle olunca yapılan bu araştırma da benim için tamamen anlamını yitirmiş oluyor.

Düne geri dönüp haberi biraz hatırlayalım mı? Radikal Gazetesi'nde yer alan haberde aşağıdaki şu satırlara yer verilmişti.

"Michigan Eyalet Üniversitesi'nden uzmanların yaptığı araştırmaya göre E.L James'ın ses getiren serisini okuyan 18 ile 24 yaşındaki kadınlar birden fazla partner sahibi olmaya ve aşırı içki içmeye yatkın. Daily Mail'in haberine göre araştırmada Grinin Elli Tonu'nun genç kadınların psikolojisi üzerinde etkisi olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar romanı okuyan kadınların, okumayanlara göre yeme bozukluğu işaretleri gösterme ve sözlü şiddet uygulayan partnerlerle birlikte olmaları ihtimalinin de yüksek olduğunu belirtti.

Michigan Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacı Amy Bonomi, "Eğer kadınlar romanı okumadan önce yeme bozuklukları yaşıyorsa, Grinin Elli Tonu'nu okumak bu semptomları yineler ve bununla bağlantılı olan travmayı kötüleştirebilir. Aynı şekilde eğer romanı araştırmamızda ortaya çıkan sağlık sorunlarını yaşamadan önce okumuşlarsa kitabın bu davranışların başlangıcını etkilemiş olması muhtemel sözleriyle araştırma sonuçlarını yorumladı."

İlginç, çünkü haber öncelikle bir ihtimal üzerinden kurgulanıyor. Dolayısıyla kesinliği tartışılır. Peki bu araştırma kaç denek üzerinde yapılmış ve deneklerin davranışlarında nasıl bulgulara rastlanmış. O da askıda kalıyor. Hadi onları da geçtim. Ortada şöyle bir bulgu var ki yeni jenerasyonun davranışlarında gözlenen saldırganlık, sokak jargonuyla konuşma, 0 beden sevdası ve bilumum çok eşlilik olayları ne zamandır olan birşey. Bu kitabın piyasaya çıkış tarihi ise yanılmıyorsam 2011 yılına denk geliyor. Dolayısıyla 2011'den öncede yukarıda sayılan detaylar birçok kızda zaten görülüyordu. Bunun için bir kitabın üzerinden varsayımlar yapmak yerine olayın sosyolojik boyutu ele alınmalı diye düşünüyorum.

Kaldı ki benim asıl düşüncem bu olayın çok güzel bir marketing olayıyla da bağlantılı olabileceği. Zira bu tip marketing çalışmaları birçok ülkede yaygın. İnsanlardan alınabilecek her yorum yeni projelere yelken açma da kullanılır ki, bunun da ne kadar akılcı bir uygulama olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde. Tabii naçizane bu benim görüşümdür. Siz katılır veya katılmazsınız orasını da bilemem elbette.

Peki sizin bu konu başlığıyla ilgili düşünceleriniz neler?

Size göre de Grinin Elli Tonu davranış bozukluğuna yol açacak türde bir kitap mıdır?

Görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

7 Ekim 2014 Salı

Guguk Kuşu'nu Oynayacağını Duyduğunda...

Ken Kesey'in romanından sinemaya uyarlanan ve beyazperdenin kült filmleri arasında yer alan 1975 yapımı "Guguk Kuşu", Şakir Gürzumar yönetiminde Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu'nda sahnelenmeye hazırlanıyor. Provalarına başlanan oyunda Oktay Kaynarca, Jack Nicholson'ın başrolünü oynadığı filmdeki McMurphy karakterini canlandıracak olmanın heyecanı içinde. Kaynarca, 13 Aralık'ta Zorlu Center PSM'de prömiyer yapacak 'Guguk Kuşu'yla ilgili olarak Beş Oscarlı bu başyapıtı 80'lerde Elazığ'da izlemiş ve çok etkilenmiştim açıklamasında bulunuyor.

Kafesten Bir Kuş Uçtu: Guguk Kuşu'nu 2 sezon önce tam 5 kere izleyip, oyun bittiğinde de tabir-i caizse avuçlarımız patlayana kadar her seferinde ayakta alkışlayan birisi olarak diyebilirim ki, gidin ve mutlaka bu oyunu izleyip, o ambiansı soluyun. Kendi oyununuzun kahramanını bulun. Benim kahramanım bu oyunda tek kelimeyle Tekin Ezgütekin'di, bakalım sizinkisi kim olacak?

Oyuna dair görüşlerimizi merak edenler daha önce yazmış olduğum yazıyı tık tık yapıp okuyabilirler. http://bit.ly/Zs5FCK 


Kitap Nasıl Yapılır?

Bayram olgusunu bir kenara bırakıp, beni asıl ilgilendiren kısmın 3. gününde de tatili dibine kadar yaşamaya kaldığım yerden şekil a'da görüldüğü üzere devam ediyorum. Zira biliyorum ki bayram dönüşünde beni bekleyen onlarca iş olacak. Hal böyleyken tatilin son demlerini sizce yaşamamazlık eder miyim? Tabii ki hayır! O zaman gelsin kitaplar, gitsin filmler...

Gerçi bugünkü planlarım arasında her ne kadar okuduğum son kitabı sizlerle paylaşmak olsa da son dakika yaşadığım sürpriz kapı da kalma faciasından sonra bu planı değiştirmek durumunda kaldığımı da belirtmeden geçemiycem. Anahtarı yanında olup da içeri giremeyen ve yaşadığı bu bahtsız durumdan dolayı, bilmediği etmediği bir şehirde çilingirci arayışında olan kaç kişi vardır ki benden başka. Kapıyı açma karşılığında talep edilen rakamlara değinmiyorum bile. Git yeni kapı taktır daha iyi. Resmen soyguna çıkmışlar ama yemezler. 

Belki bir Clark Kent'imiz yok ama Clark'dan bozma Kent'ten olma tamamen yerli bir süper ustamız var. Hem de sudan ucuz. Sonuç itibariyle evime yaklaşık 4 - 5 saat sonra girmeyi başarıp, üstüne bir de olayı sadece 20 TL'ye kapatınca, kendimi kanepeye atıp, ohh be dedikten sonra son okuduğum kitabı yarına bırakmanın daha doğru olacağına kanaat getirdim. O sırada da aklıma kitap nasıl yapılır sorusu geldi. İnternette şöyle bir araştırma yapınca bakın ne buldum. Belki merak edenleriniz vardır diye sizlerle de paylaşıyorum.

Bakalım biz kitap kurtları için yetiştirilmeye çalışılan, mutfaktan yeni çıkmış kitaplar nasıl yapılıyormuş, gelin birlikte göz atalım, ne dersiniz?

3 Ekim 2014 Cuma

Her Gününüz Bayram Tadında Geçsin...


Her gününüzün bayram tadında geçmesi dileğiyle, herkese iyi bayramlar :)


Modern Zamanın Masal Perisi

Çocuk ve gençlik yazınının usta kalemlerinden Aytül Akal, Türkiye'de yazma uğraşını çocuk kitapları üzerine kurgulayıp, kitaplarındaki tüm dramatik yapılanmayı çocuğun imge dünyasına uygun olacak şekilde kaleme alan çağdaş yazarlardan biridir. Öyle ki onun için kullanılabilecek tek bir tabir vardır. "Modern Zamanın Masal Perisi"

Yoğun çalışma sürecinde yakaladığımız Aytül Akal ile Çocuk Rehberi (Çok sevdiğim bir arkadaşımla birlikte yürüttüğümüz websitesi) için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çocuklarınıza kitap okumayı nasıl sevdireceğinizi bilmiyorsanız eğer bu söyleşi tam da size göre, bizden söylemesi...


Çocuk kitapları yazmaya nasıl karar verdiniz?

Esin kaynağım; çocukların yaşamı algılayışlarında, beklentilerinde ve umutlarında saklı. Kendilerine güvenip, hayallerine sarılabilmeleri ise benim tek arzum.

İyi bir çocuk kitabı size göre hangi özellikleri taşımalıdır? Bu anlamda ebeveynlere nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

İyi bir çocuk kitabı, hem çocukların hem de yetişkinlerinde severek okuduğu kitaplardır. Düşünün ki yetişkinler, henüz okumayı bilmeyen çocuklara okuyorlar. Eğer onlar okurken kitabı sıkıcı buluyorlarsa, çocukların beğeniyle dinlemeleri beklenebilir mi? Yetişkin kitapları, çocuklara seslenmez ama iyi bir çocuk kitabı yetişkinlere bile kendini sevdirebilen kitaplardır. Ebeveynlere bol bol çocuk kitabı okumalarını öneriyorum. Hem böylelikle dünyayı güzelleştirmek için gerekli heyecana ve enerjiye kavuşmuş olurlar.

Çocuklara kitap sevgisi aşılamak için sizce neler yapılmalıdır?

Çocukları küçük yaştan kitaplarla buluşturmak öncelikle çok önemli. Küçük yaş derken, anne karnına kadar indirebiliriz yaşı, o denli yani...

Onunla birlikte kitap sayfalarını çeviren ebeveynleri varsa eğer çocuğun kitabı hayatının değerli bir parçası olarak görmemesi olası değildir. Kısacası her zaman çevresinde kitaplar bulundurmalı ve birlikte okuma zamanı yaratılmalıdır.

Söyleşinin devamını Çocuk Rehberi üzerinden okuyabilirsiniz.