14 Nisan 2014 Pazartesi

Üzümlü Kurabiyeyi Kim Yedi

 Bahar tüm coşkusuyla kenti etkisi altına almıştır. İçi içine sığmayan mırnavlardan Mırnoş ve Mırnış ikizler arkadaşlarını evlerine oyun oynamaya davet etmiştir. Sevimli kahramanımız Mızmız bu teklifi hiç kaçırır mı dersiniz? Peki, ama bu nazik davete giderken ne hediye götürmeli? Hmm, tabii ki üzümlü kurabiye! Ne de olsa kendi bayılıyor… 

Davet günü neşe içinde oynayıp şakalaşan mırnavlar, dinlenme vakti geldiğinde kendileri için hazırlanan ikindi sofrasında beş farklı çeşit kurabiye görünce biraz şaşırırlar. Acaba önce hangisini yemeli? Eyvah, Mızmız Mırnav karar verene kadar bütün tabaklar boşalacak mı yoksa!

Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY), 2006 onur listesinde yer alan ve 2008 yılında Hans Christian Andersen Ödülü’ne aday gösterilen usta yazar Ayla Çınaroğlu ile “Renklerin Hâkimi” Mustafa Delioğlu’ndan paylaşım, oyun, arkadaşlık ve kararsızlık temaları üzerine sımsıcak bir öykü…

8 Mart 2014 Cumartesi

V. Murad

Son zamanlarda senaristlerin beslendikleri yegane şey malum Osmanlı Tarihi'nin geniş ve bir o kadar da köklü geçmişi! Hemen her kanalda Osmanlı'dan yola çıkılarak yapılmış bir dizi bulmak geride bıraktığımız birkaç senelik dilim içerisinde emin olun hiç de zor değil. Daha düne kadar birçok kişinin ilgisini çekmeyen köklü geçmişimiz edebiyat uyarlamaları, dizi furyaları ve daha niceleriyle birçok kişinin odak noktası haline gelmeyi çoktan başardı bile...

Aslına bakarsanız iyi de oldu!

Zira geçmişini araştırmak bir yana, okumamak adına türlü türlü bahanelerin ardına sığınmayı seven bir toplum olduğumuzu düşünecek olursak eğer, bu tür eserlerin çoğalmasını bilgilenmek ve bilgilendirmek adına (her ne kadar birçok sahne uyarlama olsa da) yararlı gördüğümü söylemeden edemeyeceğim.

Nitekim edebiyat dünyasıyla başlayan bu furya sırasıyla dizi sektörü, tiyatro ve son olarak da bale ile v'uku bulunmuş durumda ki, bu bile epeyce yol katettiğimizin bariz göstergesi bana göre...

Antalya'ya taşındığımdan beri her fırsatta dile getirdiğimiz halde bir türlü fırsat bulup da gidemediğimiz Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği eserlerden V. Murad için arkadaşımla sözleşip, günün olanca yorgunluğunu bir kenara bırakıp, anlayacağınız yollara düştük.

Heyecanlı bir bekleyiş sonrasında gösteri başladı ve biz deyim yerindeyse koltuklarımıza çakılmış bir şekilde sadece hayran dolu bakışlarla kalakaldık.

Gözlerimiz sahneyi tararken, beynimiz kimbilir kaç kareyi çekip, belleğine atmıştı bile...

Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin Şubat ayında prömiyerini gerçekleştirip, 4 Mart'ta da son temsilini yaptığı V. Murad balesi, beni deyim yerindeyse can evimden vurup, geçti.

Dekor ve kostümlerini Savaş Camgöz'ün hazırladığı eser, 21 Eylül 1890'da eski padişah V. Murad'ın 50. yaş gününde Çırağan Sarayı'ndaki odasında gördüğü rüya ile başlıyor.

Kendini Eyüp'teki geleneksel kılıç kuşanma töreninde gören, aslında 93 günlük kısa bir saltanat sürdüğü için bu töreni hç gerçekleştiremeyen padişah, töreni zihninde canlandırıyor. V. Murad'ın şuurunun derinliklerinde benliğiyle olan çatışmasını gözler önüne koyan yapıtta, sarayın görkemli ortamı da sahneye getiriliyor.

Öyle ki saltanat kayığının da yer aldığı yapıtta dervişlerin mavi ton altındaki dansı sırasında elleri üzerinde yükselen padişah, kendi çektiği çileyi onların aşkla beslenen çilesiyle özdeşleştiriyor. Bu sahnede görsel şölen Sultan Murad'ın notaları eşliğinde doruğa çıkarken yapıt padişahın benliğiyle yaşadığı yeni bir çatışma ve eser boyunca yaşananların rüya olduğunun görülmesiyle sona eriyor.

2013 yılı Donizetti Klasik Müzik Ödülleri'nde En İyi Bale - Dans Yapımı ve En İyi Koreografi alanında iki ödül birden kazanan böylesi bir eseri tam da temsilinin son gününde yakalayıp, izleyebilme şansını yakaladığım için ne yalan söyleyeyim çok mutluyum.

6 Mart 2014 Perşembe

Sanatçının Yolu

Bazı kitaplar vardır ya hani sadece başlığı bile ilginizi 5 metre öteden çeker ve size bir an için Woww dedirtir.

Sanatçının Yolu'da işte o kitaplardan sadece bir tanesiydi benim için...

Normal şartlarda gerek kitap tasarımıyla gerekse tür itibariyle alıp da okuyacağım bir kitap olmamasına rağmen sırf başlığına duyduğum hayranlıktan dolayı aldığım, sonrasında da bir çırpıda okuyup, bitirdiğim kitaplardan biriydi Sanatçının Yolu...

Kitap ile ilişkim ise deyim yerindeyse ismin yalın halinden, - den haline geçiş sürecindeki kadar hızlı olmuştu benim için...

Zira yazarın ustaca kullandığı  anekdotlar, dimağımdaki yer etme sürecini iyice hızlandırmış ve ulvi görevini tamamlamış olmanın verdiği mutlulukla bir köşede hoş bir seda eylemine dönüşüvermişti.

Kişi, kendini adadığı anda Tanrı olaya katılır diyordu Julia Cameron...

Çünkü eylem kendi içinde büyü, lütuf ve güç barındırır diye de devam ediyordu satırlarının birinde...

Düşünüyorum da aslında hepimizin gündelik yaşamda bildiği ancak uygulamada sıkıntı yaşadığı temel sorunlardan biriydi bu...

İstemek!

Ama herşeyden önemlisi de inanarak istemek!

Zira insanoğlu bana göre en çok problemi isterken yaşıyor!

Çünkü bizler çoğu zaman elimizdeki gücün farkında bile değiliz, çünkü bizler tek kelimeyle istemeyi bilmiyoruz.

Kaldı ki yaratıcılık inanç gerektirir. İnanç ise kontrolü bırakmamızı ister. Yaratıcılığımıza gösterdiğimiz direnç nefsi yıkmanın bir biçimidir. Çünkü o noktada kendi önümüze engeller koyan aslında yine biz oluruz. Peki neden bunu yapıyoruz? Kontrol yanılgısını sürdürmek için...

Zira unutulmaması gerekir ki bunalım; öfke ve endişe gibi bir dirençtir ve hastalık yaratır. Bu da kendini miskinlik, kafa karışıklığı ve 'bilmem...' ile göstermeye başlar. Oysa ki gerçek şudur. Herşeyi biliyoruz, bildiğimizi bile...

Ne dersiniz, yanılıyor muyum yoksa?

Unutmayın ki;

"Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdükten sonra da sanatçı olarak kalabilmektir. Pablo Picasso"


Yeni yeniden merhabaaaa...

2013'ü bitireli, 2014'den de tabir-i caizse ay alalı onca zaman olmuş olmasına rağmen bloguma tek bir satır bile yazamadım, iyi mi?

Yazamadım, çünkü vakit sıkıntısı yaşıyordum.

Yazamadım, çünkü 2013 itibariyle yeni başlangıçlara merhaba demek durumunda kaldım.

Kah isteyerek, kah istemeyerek...

Ne umdum ne buldum misali kendimi bir anda Antalya'da buluverdim.

Ev, ardından eşya, ardından tamirat - tadilat işleri derken onca zaman iş ve ev arasında debelenip durdum.

Ardı sıra peşimi bırakmayan terslikler, hoş olmayan şeylerle hiç haketmediğim halde karşılaşmam da cabası...

Ama ne var ki hepsi geldi ve geçti...

Şimdi omzumun üzerinden geride bıraktıklarıma bir bakıyorum da pehh bunlarda sıkıntı mıymış deyip, gülümsüyorum.

Daha dün ağladığım, üzüldüğüm, beni inciten söz öbekleri veya eylemler artık umrumda bile değil!

Kaldı ki artık düzenimi de ufaktan ufaktan oturtmaya başladığıma göre eski tempoma hızla geri dönebilirim demektir.

Bu nedenle tamamen teknik bir nedenden dolayı ayrı kalmak durumunda kaldığımız blog güncesine kaldığımız yerden devam edeceğimi bildirir, hepinize karakterinin peşine takılıp gideceğiniz bol macera ve edebiyat dolu günler dilerim...

Not: Yukarıda görmüş olduğunuz 2 meraklı pisi yerleşme sürecinden sonra 'aaa gördün mü bak evin dekorasyonunu böyle yapmış, biz de mi yapsak acaba diye kendi aralarında konuşup, meraklı gözlerle evimi röntgenleyen ilk konuklar :))

21 Aralık 2013 Cumartesi

Yazımızı Okumadan Yılbaşı Alışverişine Çıkmayın!

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerine mutlaka göz atın derim!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.

Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.


Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!
Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?

Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!

Şimdiki önerim ise özellikle ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!

Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil.

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Bir boomads advertorial içeriğidir.