Tiyatrokare 25. Yılında 6 Farklı Oyunla Perde Açıyor

Türk Tiyatrosu'nun en önemli oyuncularını, dünya tiyatrosunun en önemli oyunlarında seyirciyle buluşturma hedefiyle, 25 yıl önce Nedim Saban tarafından kurulan Tiyatrokare, 2017 yılında altı ayrı oyun birden sergileyecek. Kimi zaman aynı gün ve saatte, hatta üç farklı kentte bile perde açabilen Tiyatrokare ekibi, kapalı gişe oynayarak başladıkları yeni oyunları Ahududu'nın da aralarında olduğu altı eserle, 25. sanat yılını kutlayacak.
Leyla'nın Evi, Fosforlu Hikayesi, Ahududu'nun yanı sıra çevre dostu sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çocuklara ulaşan, Goody Çocuk Tiyatrosu ile beraber hazırlanan "Bir Dostluk Hikayesi", Anavarza Çocuk Tiyatrosu - Bal Arıları ve Hınzır Ayı ve Geberit'in desteğiyle sunulan Su Gelecektir oyunları, 2017'de Türkiye'nin farklı şehirlerinde ve sahnelerinde sergilenecek.

Yedi Yıldır kapalı gişe oynayan Leyla'nın Evi, Ayça Varlıer'in başrolünde yer aldığı Fosforlu'nun Hikayesi gibi ödüllü oyunları sahneye koyan Nedim Saban, 18 yıl kadar sonra Melek Baykal ve Suna Keskin'in önerisi ile yönetmenliğin yanı sıra Ahududu oyunu ile tekrar sahneye çıktı. İlk temsilinden itibaren seyircinin yoğun gişe ilgisini gören; Suna Keskin, Melek Baykal, Nedim Saban, Cem Güler, Halim Ercan, Dicle Alkan, Birol Engeler, Özgür Yetkinoğlu ve Bülent Seyran'ı aynı sahnede buluşturan Ahududu, Şubat ayı içerisinde İstanbul'da Profilo Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde izlenebilecek. Şubat ayı içerisinde pek çok turneye de çıkacak olan Tiyatrokare'nin tüm oyunlarının biletleri Biletix ve gişelerde satışa sunuluyor.

Oyun Takvimi
2 Şubat Perşembe Saat 20:30 Profilo Kültür Merkezi (Leyla'nın Evi)
4 Şubat Cumartesi Saat 21:00 Profilo Kültür Merkezi (Ahududu)
5 Şubat Pazar Saat 16:00 Profilo Kültür Merkezi (Ahududu)
5 Şubat Pazar Saat 15:30 Kenter Tiyatrosu (Fosforlu)
9 Şubat Cuma Saat 20:30 Çorlu (Ahududu)
9 Şubat Cuma Saat 20: 00 Manisa (Fosforlu)
10 Şubat Cuma Saat 20:30 Kozyatağı Kültür Merkezi (Ahududu)
11 Şubat Cumartesi Saat 20:30 Kadıköy Halk Eğitim (Leyla'nın Evi)
12 Şubat Pazar Saat 15:30 Kenter Tiyatrosu (Leyla'nın Evi)
15 Şubat Çarşamba Saat 20:30 Grand Pera Emek Sahnesi (Fosforlu)
19 Şubat Pazar Saat: 18:00 Kadıköy Halk Eğitim (Ahududu)
19 Şubat Pazar Saat 15:30 Kenter Tiyatrosu (Fosforlu)
25 Şubat Cumartesi Saat 21:00 Profilo Kültür Merkezi (Ahududu)
26 Şubat Pazar Saat: 15.30 Kenter Tiyatrosu (Ahududu)


Golem ve Cin

İnsanlar tarafından kilden yapılan varlıklara Golem denildiğini daha önce duymuş muydunuz? Açık söyleyeyim, Golem ve Cin'e kadar ben duymamıştım. Ne olduğu konusunda da hiçbir fikrim yoktu.
Korkunç güçlere sahip bir büyücü tarafından, yalnızlık çeken bir adam için kilden yapılmış bir Golem ve bin yıllık esaretinden uyanan bir cin! 
Hazırsanız hep birlikte tam da hikayenin başladığı yere, yani 1899 yılının New York'una doğru yola çıkalım. Çıktığımız bu büyülü yolculukta ilk karşımıza çıkan kişiler ise elbette Golem ve Cin oluyor. Öncelikle yolculuğa onları tanımakla başlıyoruz.

Aile servetini bilinçsizliği yüzünden heba eden Rotfeld'in kötü büyücü Schaalman'dan istediği tek bir şey vardır. O da Amerika'ya giderken yanında götüreceği iffet, sadakat ve erdem sahibi bir kadının olmuş olmasıdır. Eh böylece emir demiri keser misali, Schaalman'ın yarattığı Golem ortaya çıkar. Cin'e gelince... O da Arbeeley'in ibriğini onaracağını sırada ortaya çıkmıştır. Sonrası malum! Olaylar olaylar...

Golem ve Cin'in hayatı üzerinden kesitlerin yer aldığı kitap hemen söyleyelim, her ne kadar birbirinden bağımsızmış gibi ilerlese de sonlara doğru muhteşem bir şova dönüşüyor.
Genç yazar Helena Wecker tarafından yazılan bu kitap, her ne kadar yazarın ilk kitabı niteliğini taşısa da, bana göre hikaye anlatımı ve kurgusu açısından da son derece başarılı çalışmalardan birisi durumunda. Hele de başlı başına tür olarak ele alırsak eğer başarı oranının bir o kadar daha arttığını söylememe gerek yoktur herhalde.

Fantastik türde kitaplardan hoşlanıyorsanız eğer Doğan Kitap tarafından yayınlanan Golem ve Cin'e mutlaka göz atın derim. Kimbilir belki sizin de ilginizi çeker, belli mi olur :)

Sakar Cadı Vini'nin Zaman Yolculuğu

Okuma yazmayı söktüğüm ilk günden bu yana kitaplarla ilişkim ne yalan söyleyeyim hep iyi olmuştur. O yüzden de türü veya kategorisi benim için hiç fark etmez.

Sahi etmez mi gerçekten?

Ne yalan söyleyeyim bu dediğime ben bile inanmadım.

Çünkü okurken keyif aldığım, o da yetmezmiş gibi zevkten dört köşe olduğum yegane bir tür var ki o da elbette ki çocuk kitaplarıdır.

Efendime söyliyim bir masal olsun, bir çocuk edebiyatı seçkisi olsun kendimden geçip, mutluluktan havalarda uçtuğumu hissederim.

Hele de içinde büyücüler, cadılar ve zamanda yolculuk gibi kavramlarda varsa, offf değmeyin keyfime doğrusu. Bir mutlu olurum ki sormayın gitsin.

Geçtiğimiz günlerde İş Bankası Kültür Yayınları tarafından çıkarılan çocuk kitaplarında komik denebilecek bir indirim olduğunu görünce, içimdeki kitap canavarı devreye girerek, "onu almasın, bunu da almalısın, almışken şunu da almalısın misalinden" iç ses olarak arka planda konuşmaya başladı.

Durum böyle olunca da 2 buçuk liradan 3 adet çocuk kitabı çantamdaki yerini alıverdim. Sakar Cadı Vini'nin Zaman Yolculuğu'da bu sepetteki yerini alan kitaplardan bir tanesiydi işte.

Sakar Cadı Vini'nin macera dolu hikayelerini daha önce defalarca duymuş olmama rağmen diğer kitaplardan bir türlü fırsat bulup, okuyamamıştım. Ben her ne kadar Vini ile gecikmeli olarak tanışmış olsam da küçük kuzucukları olanlar bu Sakar Cadı'yla tanışma olayını çoktan gerçekleştirmişlerdir diye düşünüyorum.

Hani bildiğimiz süpürgeli, şapkalı, çirkin mi çirkin cadılar olur ya, bizim cadımız da tam da böyle birisi işte. Ama tek farkla! Bu cadı aynı zamanda tam bir sakarlık abidesi, komik de birisi.

Kocaman kedisi Vilmur ile maceradan maceraya koşarken dilinden düşürmediği ise iki söz var.

"Abrakadabraaaa ve Kırılası Süpürgeler"

Sizin kulağınıza hangisi hoş geldi bilmiyorum ama benim favorim bu noktada Abrakadabra'dan yana oldu.

Laura Owen'in okul dönemindeki çocuklar için kaleme aldığı serinin bu kitabında Sakar Cadı Vini ve kedisi Vilmur'un başı, şaşıracaksınız ama yine derde giriyor. Bir de bakıyor ki her işi ters gidiyor. Okulda, Aggi Teyzesiyle ve ikiziyle de aksilikler peşi sıra birbirini kovalıyor. Üstüne üstlük bu da yetmezmiş gibi aksilikler Eski Mısır'da da peşini bırakmamaya devam ediyor. Her seferinde şansı yaver giden Vini bakalım bu sefer işin içinden nasıl çıkacak ;)

5 - 8 yaş aralığındaki çocuklara hitap eden kitabın içerisinde yer alan çizimleriyle çocukların ilgisini epeyce çekecek olan Sakar Cadı Vini ile hala tanışmayanlar için sadece şu kadarını söyleyeceğim.

Sakar Cadı Vini ve maceraları ile hala tanışmadıysanız eğer çok geçmeden tanışın derim. Zira bu cadı sizin bildiklerinize hiç benzemiyor, benden söylemesi ;)



Antalya Şehir Tiyatroları İlçe Turnelerine Çıkıyor

Tiyatroyu Antalya'nın doğusundan batısına tün ilçelere götürecek kültür ve sanat faaliyetlerini bölgede yaygınlaştırmayı ve tüm sanatseverleri tiyatronun evrensel gücü etrafında toplamayı hedefleyen AŞT ilçe ve bölge turnelerine başlıyor. İki yıldır devam eden turne programı ilk olarak Elmalı'da başlıyor.

Yedi yaş ve üzerindeki seyirciler için uygun olan "Okyanusta bir Su Damlası Gibi" oyununda her sene okyanusu geçen kuşlar misali, daha iyi bir hayat için denizi geçmek isteyen beş adamın traji - komik hikayesi anlatılıyor. Tamamen beden diline dayalı, sözsüz bir performans olan oyunda seyirciler birbirinden farklı beş karakterin ıssız bir adada yalnız ve yardımsız haldeki yaşam mücadelelerine ve tükenmeyen gelecek umutlarına tanıklık edecekler.

Kitaplardan Korkan Çocuklar Buraya!

Siz hiç kitaplardan korkan çocuk gördünüz mü?
Şahsen ben görmedim!
Peki görmek ister miydim?
Tabii ki hayırrr…
Zira içinde barındırdığı birbirinden güzel karakterleriyle her seferinde muhteşem bir maceranın kollarını açtığı bir kitap nasıl korkutucu olabilir ki…
Bazen bir kahraman olup canavarlarla savaşırsınız, bazen de imkanı yok dediğiniz hayvanlarla arkadaşlık edersiniz. Dostluğu, paylaşmayı, yardımseverliği, sevgiyi ve bunun gibi bir sürü şeye farkında olmadan şahitlik yapmanız da cabası…
Hal böyleyken kitaplardan korkan çocuk olur muymuş hiç…
O da ne!
Uzaklardan bir yerden, cılız bir çocuk sesi duyar gibiyim sanki, “Ben korkuyorum” diye mırıldanan.
Evet, evet yanlış duymamışım!
Bu ses, Leopoldo’nun sesi değil mi?
Leopoldo’yu tanımayanlar için hemen söyleyeyim.
Leopoldo, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isimli kitabıyla gönüllerde taht kuran Susanna Tamaro’nun sevimli mi sevimli küçük kahramanının adı…
Bir kitap kahramanı olan Leopoldo, 8. yaşına daha yeni girmiş, her çocuk gibi gezmeyi ve eğlenmeyi seven bir çocukken, ailesi ise Leopoldo’nun aksine çocuklarının sevdiği şeylerden hazzetmeyen ve yalnızca kitap okumayı tercih eden bir ailedir.
Oysa onun istediği tek şey yalnızca doyasıya koşabileceği bir çift koşu ayakkabısından başka bir şey değildir.
Ama sonuç her defasında hüsranla sonuçlanır.
Çünkü o çok istediği spor ayakkabıya sahip olmak şöyle dursun, hediye olarak yine bir kitapla karşılaşmak durumunda kalır.
Sonrası ise malum…
Sel akıp giden gözyaşları, yanında da koca bir hayal kırıklığı…
Leopoldo kitapları sevmiyor! Ama onunkisi sebepsiz bir sevmeyiş de değil hani…
Çünkü hangi kitabı açsa kara kara harfler, kara kara lekeler havalarda uçuşmakta, dolayısıyla da çocuğun başı dönmektedir. Çocuklarının bu kitap korkusu hastalığını yenmek için anne ve babası nelere başvurmaz ki…
Ancak sonuç Leopoldo’nun çareyi evden kaçmasıyla sonuçlanır.
Tam da bitti denildiği noktada hikaye sil baştan başlar. Hem de ne başlamak…
Gerek yazım dili, gerekse etkileyici kurgusuyla okurken düşündüren, düşündürürken de sorgulayan “Kitaplardan Korkan Çocuk” isimli kitap için içtenlikle bir solukta okuyabileceğiniz keyifli kitaplardan bir tanesi diyebilirim.
Susanna Tamaro’nun o sihirli kaleminden çıkan “Kitaplardan Korkan Çocuk” isimli bu kitabını hala okumadıysanız eğer mutlaka okuyun derim :)

You can replace this text by going to "Layout" and then "Page Elements" section. Edit " About "