1 Eylül 2014 Pazartesi

Bu Kitabın Sizin Olmasını İster misiniz?

Duyduk duymadık demeyin, kitaplığınızda Tess Gerritsen'in 1 adet kitabı için yer açın demem, İzlenimlerin Derinliği üzerinden size yeni yeni yepisyeni kitaplar geleceğini anlatmaya yeter de artar sanırım.
Evet, evet yanlış duymadınız.
Tess Gerritsen'in "Sona Kalan" isimli kitabı, kitaplığınızdaki yerini almak üzere yola çıkacak.
Peki bu kitap kime mi gidecek?
Ehh onu da bir zahmet yapılacak çekiliş belirleyecek :)
Size düşen ise bu durumda blogu hala takibe almadıysanız takibe alıp, kendi sayfanızda duyurmaktan ibaret olacak.
Tabii bu arada Martı Yayınları'nın facebook sayfasını da beğenmemezlik etmeyin sakın.
Bütün aşamaları tamamlayıp, kendi sayfanızda duyurularınızı da yaptıktan sonra büyük an için beklemeye geçebilirsiniz :)
Çekiliş tarihi 15 Eylül Pazartesi günü saat 23.00'de sona ermiş olacak, haberiniz olsun...
Not: Yorumlarınızı yazarken size ulaşabileceğim mail adreslerinizi eklemeyi unutmayın sakın :)




Aşk Cephesi...

Savaşlar; aşık insanları kesip ayırdı yüreklerinin tam orta yerinden;
Anneleri evlatlarından, çocukları babalarından, düşleri ise tam da en güzel yerinden...

İnsanın içine işleyen bu dokunaklı sözleri bana yazdıran şey, aslına bakarsanız geçtiğimiz aylarda Timaş Yayınları'ndan çıkan Aşk Cephesi isimli kitap oldu. Bahadır Yenişehirlioğlu'nun kaleme aldığı bu kitap, seçkin yayınevlerinin vitrinlerindeki yerini almaya başladığı günlerde Timaş Yayınları'nın marka direktörü sevgili Anıl'da kitabı okumam için bana ulaştırdı. Sağolsun, kendisi İzlenimlerin Derinliği'ne ilk günden bu yana desteklerini esirgemeyen güzel insanlardan birisidir. Bu vesileyle kendisine buradan teşekkürleri de bir borç bilirim.

Aşk Cephesi isimli bu muhteşem romanın içerisinde neler yok ki...
Hasret, vuslat, savaşın dağıttığı hayatlar ve boğazda düğümlenen yarım kalmış hayaller...
Kısaca bir savaşın yol açabileceği her şey...

Okuyucu, yazarın açtığı yolda ilerlerken gezintiye çıkmışçasına yavaş ve sakin, bir anda savaşın ortasında kalıp, savaşın en acımasız haline tanık oluyor. Bir solukta okuyacağınız bu büyük serüven, Rodos'ta yaşayan Angela'nın yazdığı ve Egeli Selim'in eline geçen bir mektupla başlıyor. Bu mektup üzerine Selim yanına sadece bir kitap alarak hem Rodos'a hem de kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa başlıyor. Selim aslında Angela'ya emanetini götürüyor. Savaşın ve göçün ayrılığa ittiği, esasen Selim'in dedesine yazılmış mektupları Angela'ya teslim etmek ve özlemlerini gidermek için çıkıyor bu yolculuğa...

Yolculuğu sırasında ise Selim, Akhisarlı Ali, Anzak askeri Joe, sürgün yüzünden birbirinden ayrı konan Rum Adara ile Kerim'in hikayelerine de ortak oluyor. Aşk, ayrılık, hasret, kavuşamama, savaş ve beklenmeyen vuslatlar...

Kısaca aşka dair ne varsa bir bir kaleme alınmış bu kitapta...

1914 yılını günümüze ustalıkla taşıyan, yılın en iyi roman yazarı ödülünün sahibi Bahadır Yenişehirlioğlu, sahibine hiç ulaşmamış mektuplardan yola çıkarak kaleme aldığı Aşk Cephesi ile okurların tam da yüreğine dokunuyor.

Savaşın acı yüzünün en salt haliyle gözler önüne serildiği bu muhteşem romanı siz siz olun mutlaka okunacaklar listenize ekleyin. Emin olun pişman olmayacaksınız.



30 Ağustos 2014 Cumartesi

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun...

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır...
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


19 Ağustos 2014 Salı

Olduğun Yerde Kal...

John Boyne'dan kalpleri yumuşatan bir savaş çığlığı...

Çizgili Pijamalı Çocuk kitabının ödüllü yazarı John Boyne'dan I. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yıldönümünde okurlara anlamlı bir armağan geliyor.

I. Dünya Savaşı'nın başladığı gün, Alfie'nin beşinci doğıum günü partisine denk gelmişti. Alfie, savaşın nelere yol açacağını tahmin edemese de bu süre boyunca hayatlarının eskisi gibi ilerlemeyeceğini biliyordu. Babası Alfie'yi terk etmeyeceğine söz vermişti vermesine ancak bu sözü eli silah tutan her erkek gibi orduya yazılmasına engel olmamıştı. Çok sevdiği ailesini geride bırakarak Avrupa cephelerinde savaşmaya giden babasının hayatında kanlı bir sayfa açılmıştı artık. Londra'da bıraktığı sevdiklerini ise çaresizlik, yoksulluk ve acı dolu bir mücadele bekliyordu.

Cephede geçen dört koca yıl boyunca Alfie büyümüş, babası ise gizli bir görevde olduğu gerekçesiyle ailesi ile olan tüm iletişimini kopartmıştı. Savaş tüm acımasızlığıyla sürüyor, Alfie'nin ruhunda kopan fırtınalar dinmek bilmiyordu. Öte yandan tuhaf giden birşeyler vardı. Babasının şu gizli görevi neydi? Alfie ne yapıp edip, bulmalıydı babasını. Üstelik dünyanın en iyi nedeni sevgi uğruna her şeyi yapmaya hazırdı.

John Boyne, onlarca farklı dile çevrilerek dünya çapında milyonlarca okurun kalbine dokuan Çizgili Pijamalı Çocuk adlı kitabında olduğu gibi savaşa yine küçük bir çocuğun gözünden bakarak, bu byük felaketin insanlar üzerinde bıraktığı kalıcı izleri şiirsel bir dille, umut dolu bir baba oğul hikayesine dönüştürüyor.


11 Ağustos 2014 Pazartesi

İkiz Gezginler İstanbul'da

İkiz gezginlerimiz Peri ve Ege ile birlikte, Antik Çağ'dan günümüze kadar uzanan bilinmeyenlerle dolu bir İstanbul yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?

İstanbul'un hangi semti bir zamanlar 'Körler Ülkesi' olarak anılırmış? Yerebatan Sarnıcı'nda sergilenen Yılan Saçlı Medusa heykelinin sırrı ne? Şanssız Bizans Prensesi neden bütün hayatını denizin ortasındaki küçücük bir kulede geçirmek zorunda kalmış?

Arkeolog yazar Betül Avunç'un Anadolu'nun tarihsel mirasını gelecek kuşaklara tanıtmak, çocuklara arkeolojiyi ve mitolojiyi sevdirmek amacıyla kaleme aldığı 'İkiz Gezginler' serisinin ikinci kitabı İkiz Gezginler İstanbul'da, Gökçe Akgül'ün hazırladığı yepyeni kapak resmi ve yenilenmiş baskısıyla Tudem Yayınları tarafından yayımlandı.

İkiz Gezginlerimiz, hafta sonu tatillerini fırsat bilerek yaşadıkları şehri daha yakından tanımak için arkeolog olan anne ve babaları ile birlikte geziden geziye koşturuyorlar. İstanbul kazan ikizler kepçe, Ayasofya'dan Beylerbeyi Sarayı'na, Rumeli Feneri'nden Atatürk'ün Pembe Evi'ne kadar uzanan renkli bir rotada sanki zaman ve mekanın içinde kayboluyorlar. İlginç efsanelerin ve esrarengiz tarihsel hikayelerin gün yüzüne çıkarıldığı bu gezilerde, acımasız gladyatörlerin kanlı dövüşlerine şahit olabilir, boğa başlı bir canavarla savaşabilir, hatta Büyük Konstantinos'un hayaleti ile karşılayabilirsiniz. Bu arada köfte - piyaz molasını fazla uzun tutmamanızı öneririz çünkü keşfedilecek daha çok yeriniz var.

Her yaştan okurun ilgisini çekecek güçlü bir öykü kurgusuna sahip olan İkiz Gezginler İstanbul'da, binlerce yıla tanıklık etmiş efsane bir kentin geçmişini merak eden edebiyatseverlere renkli bir okuma deneyimi sunarken, özgün içeriğiyle ilkokul öğretmenlerinin öğrencilerine en çok tavsiye ettiği güdümlü kitaplar arasında yer alıyor.


2 Ağustos 2014 Cumartesi

Turistlerin yüzde kaçı okumak için getirdikleri kitapları otellerde bırakıyor?

Otellerde okunduktan sonra turistler tarafından bırakılan İngilizce, Rusça, Almanca, Fransızca ve Felemenkçe kitaplar, bir kitabevi tarafından toplanarak turistlere bir liradan satışa sunuluyor. Nasıl yani demeyin? Çünkü 1 liradan da pek ala kitaplar satılabiliyor.

Tatil amaçlı ilçeye gelen turistler, ülkelerinden okumak için getirdikleri kitapların yüzde 60'ını kaldıkları otellerin odasında bırakmayı tercih ediyor. Antalya'nın Manavgat ilçesindeki bir kitabevi otellerden ve yerleşik yabancılardan topladığı kitapları 1 liradan satışa sunuyor. Böylece hem otel odalarında unutulmuş kitapları değerlendiriyor hem de okuma alışkanlığının kazanılmasında ön ayak oluyor. Bu arada laf aramızda bir sene içerisinde yaklaşık 10 bin kitabı toplamayı başaran kitapçının müdavimlerini ise ağırlıklı olarak Almanlar oluşturuyormuş, benden söylemesi...

22 Temmuz 2014 Salı

Yabancı

Albert Camus denilince edebiyat alanında ilk akla gelen eserlerden bir tanesi elbette ki 1942 yılında yayınlanan Yabancı'dır. Yabancı da ayrıksı bir bireyin toplumdaki yargılanışı ve bu yargılanma sonunda da kendisini sorgulayış anlatılır.

Aslında romanın ana temasında hayata, eylemlere, duygulara, çevreye, beklentilere ve insanın kendisine yabancılaşması ele alınır. Romanın ana karakteri olan Mersault ise gözlemciliğinin yanı sıra kimi zaman umursamaz kimi zaman kabullenmiş, hayatta derinlik aramayan, ayrıksı ve kendini dış hayattan soyutlamış bir karakterdir. Kendisinden uzaklaşmış bir bireyken, ölüme yaklaştıkça kendine karşı farkındalığı da artmıştır.

Romanın başında malum ana karakter Mersault'un annesinin vefat ettiğini görürüz. Mersault annesinin cenazesine gitmiş olmasına rağmen geri döndüğünde ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmiştir. Hatta kendisine sevgili dahi bulmuştur. Günler, haftalar geçer ve Mersault, komşusu ve sevgilisiyle birlikte sahile giderken, komşusu Raymond'un belalılarıyla karşılaşır. Sahilde oluşan bu gerginlik sonucunda ise Mersault istemeden de olsa belalılardan birini öldürür. İşlediği bu cinayet sonrasında ise mahkemeye çıkar ve böylece iç hesaplaşmaları da başlamış olur.

Yabancı'nın girişinde kahramanına annesinin ölüm haberi verildiğinde, onun hissettiği sıkıntı, Kafka'nın Değişim'inde Bay Samsa'nın böcek olduğunda hissettiği sıkıntı ile bir nevi eş değerdir. Çünkü her iki karakter de patronlarının keyfinin kaçacağı düşüncesiyle tedirgin olmuştur.

Felsefik bir görüşün bu denli başarılı bir şekilde bir kitabın içerisinde kendisine yer bulması gerçekten de kolay rastlanacak türde bir şey değildir. Zira üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen yazarın en çok satılan kitaplarından biri olan bu kitabı düşündükçe aklıma Camus'un söylediği şu sözler geliyor.

"Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir."

İşte bazı eserler vardır ki, üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen daha bir anlamlı, daha bir güzel ve sevilesi olurlar. Aynı Yabancı ile kocaman bir dev olan Albert Camus gibi...